| |
|
Bakır hakkındaki yazıların
çoğu 1940-1941 yıllarında 224 Sayılı Bakır Tarım Kredi Müdürü olarak görev yapan
Necmettin Yalçın'ın Manisa'da yayınlanan Gediz Mecmuası'nın 1 Nisan 1941 tarih,
48 sayılı ve takip eden nüshalarından aynen veya kısaltılarak alınmış ve yeni
bilgiler eklenmiştir.
Necmettin Yalçın yazılarına başlarken: "Tarihçi olmadığım halde gezdiğim
yerlerin coğrafi ve tarihi vaziyetlerini araştırarak elimden geldiği kadar
muhitimi tanımak ve tanıttırmak ben de bir âdet halini almıştır."dedikten sonra
Sâlâh Demir'in Yeni Mecmua'da yayınlanan " Meşhur Rüyalar " adlı yazılarından
Evliya Çelebi'nin Rüyası bölümünü aynen nakletmiştir:
"Çelebi , Hicrî 1040 yılının leyle-i aşûresi'nde Yemiş İskelesi civarında Âhı
Çelebi Camii'nde islâmın bütün rüknü toplanmış, çetin bir harbe girişmiş olan
Tatar Hanı'na yardıma gideceklermiş. Peygamberimiz de camiye gelip sabah namazı
kılacaklarmış. Evliya Çelebiye Peygambere karşı nasıl davranacağını, neler
yapacağını öğretiyorlar ve ( Şefaat ya Resûlallah)
diyerek şefaat istemesini unutmamasını tenbih ediyorlar. Çelebi söylenenlerin
hepsini yapıyor fakat son sözü söyleme zamanı gelince Şefaat ya Resûlallah
yerine dili sürçüyor (Seyahat Yâ Resûlallah) diyor. Camiden çıkılırken
Kemankeşlerin piri Said: -Sana müjdeler olsun…bu mecliste gördüğün ve ellerini
öptüğün bütün ervahı (ruhları) ziyaret edip seyyah-ı âlem (dünyayı gezen
olacaksın ama dolaştığın yerlerin kalelerini, sanayini, yiyecek ve içeceklerini,
nehirlerini, dağlarını, sakinlerini (oturanlarını) ve acayip şeylerini yazmayı
unutma "demiş.
Necmettin Yalçın: Hayatımda iki haneli köye gitsem köyün kuruluşu, isminin
nereden geldiğini, tarihi, coğrafi ve iktisadi vaziyetini anlamağa çalışırım
dedikten sonra köyü anlatmaya başlıyor:
|
 |
|
 |
KÖYÜN KURULUŞU VE ADLARI
İlk mülkî teşkilâta göre Hüdavendigâr Vilâyeti'nin Karasi Sancağı 'nın Tarhala
Kazasına bağlı bir köy olan Bakır'ın ilk isminin Nakrazos olduğunu, eskiden
Bakır'da oturan "Papa Yani ismindeki bir rahibin babasından naklen bildirmesi ve
sonradan 1325(1909) yılında Bakır'da Hatip Mustafa Bey'in (Çoban) evinde açılan
Kız Mektebi'ndeki Hocahanımı teftişe gelen Maarif Müfettişlerinden Niyazi Bey
tarafından Nakraza olarak beyan edilmesi, bazı yapıtlarda da bu civarda Nakrazos
isminde bir yerleşim yerinin varlığından bahsedilmesi köyün ilk adının Nakrazos
veya Nakraza olduğunu göstermektedir.
Kırkağaç Kazası'nın daha Kırkağaç Çiftliği diye anıldığı sıralarda ve daha da
evvelden Manisa Yunt Dağları'nın doğu eteklerinde kurulmuş olan bu köyün kuruluş
tarihi kesinlikle belli değildir. Yalnız Fatih Sultan Mehmet'in babası Padişah
II.Murat tahtı oğluna bırakıp Manisa'da istirahata çekildikten sonra Sultan
Mehmet'in babasını tekrar tahtına oturması için İstanbul'a çağırması üzerine
Padişah Manisa'dan hareketle, Yayaköy'den Bakır'dan geçerek Kırkağaç Çiftliği'ne
gitmiş, civardaki Karaköy, Işıkköy, Kaşköy, İğdeliköy, Çilengir, Harta ve
Evciler gibi 3-5 haneden ibaret köyleri bir araya toplamak için Kırkağaç'ın
Sarıhoca Mahallesindeki camide gömülü Sarıhoca'yı kasdederek (Evcileri
Sarıhocaya vakfettim, Kırkağaçlı'nın öşürlerini affettim) diyerek etraf
köylülerin Kırkağaç ve Bakır'a göçmelerine ve zamanla büyümelerine vesile
olmuştur.
Köyün adının BAKIR olarak değişmesinin zamanı ve zemini belli değilse de bu
hususta hiçbir kayda dayanmayan birçok söylenti vardır. Şöyle ki:
1- Kırkağaç'ın çiftlik olduğu sıralarda köyde kurulan pazarda bakır ticareti
yapılmasından,
2- Çok eski zamanlarda katırlarına bakır yükleyerek bu bu yöreden geçen
kervanların mallarının eşkiyalar tarafından gaspedilip sahiplerinin öldürülmüş
olmasından,
3- Kırkağaç'taki Sarıhoca'nın Kırkağaçla Bakır Köyü arasındaki Kabakbahçe nâmı
diğeri Kaşköy olarak bilinen Zambaktepe'nin altlarında kurulmuş ağıllarından
Bakırlılar'ın her sabah ellerindeki bakraçlarla süt almağa gelmeleri ve ağıldaki
çobanların birbirlerine (Bakırlılar Geliyor) şeklinde seslenmelerinden, bu köye
BAKIR ve ahalisine de BAKIRLI denmiştir. Biz de üçüncü şıktaki söylentinin daha
akla yakın olduğunu söyleyebiliriz. |
EGE'NİN
ELEKTRİKLE SÜSLENMİŞ İLK KÖYÜ
Bakır'n İhtiyar Kurulu Başkanı ( Muhtarı) olan yörenin tanınmış
simalarından Hüseyin Hûlki Kasapoğlu köyün elektrikle tenvir
edilmesini( aydınlatılmasını) kafasına yerleştirmiş bütün mahrumiyet
ve müşküllere (zorluklara) binaen her maniayı (engeli) atlayarak ve
büyük bir enerji sarfetmek suretiyle ve köylülerin de gayret ve
yardımlarıyla medeniyetin bu güzel ihtiraından (buluşundan) Bakır'ı
istifade ettirerek zulmetten nura (karanlıktan aydınlığa)
kavuşturmuştur. Bakır'ın terkedilmiş mezarlıklarındaki selvi
ağaçları kesilip direk yapılarak Kırkağaç'tan Bakır'a elektrik
hattının çekilmesi temin edilmiştir. Bu suretle elektrik
Kırkağaç'tan Bakır'a 1939 yılında 15.000 (onbeşbin) liraya
getirilmiştir.
Resmî Daireleri, camileri, evleri, çarşıdaki dükkânları ve
kahvehaneleri elektrikle aydınlatılmış ve her sokak başlarına 2-3
lâmba konmak suretiyle sokaklar da ışığa kavuşmuştur. Elektriğin
ulaştığı tüm binalardan radyo sesleri sokaklara taşmıştır.
(Necmettin Yalçının Gediz Mecmuasındaki yazılarından) |
 |
|

|
MİLLÎ MÜCADELE'DE VE
VATAN SAVUNMASINDA BAKIRLILAR
Hüseyin Hulki Kasapoğlu (1882 - 1941) : 18 Ekim 1882 tarihinde Bakır'da doğmuş,
Kırkağaç Mekteb-i Rüştiyesini (ortaokul) bitirdikten sonra Kırkağaç Maliye
Dairesinde memuriyete başlamış, burada çalışırken 14 Aralık 1918 de Kırkağaç'ta
Kuvay-ı Milliye teşkilâtını kurmaya memur edilmiş, 1919 yılı temmuz ayında
Balıkesir Kongresi'nce Soma Millî Tabur Kumandanlığına, Soma Millî Alay
Kumandanı Kırkağaçlı Emin Efendi'nin Aznavur takibinde şehit olmasından sonra
1920 Şubat ayında ayni kongrece Soma Millî Alay Kumandanlığına atanmıştır. Bu
görevleri sırasında 1. ve 2.Anzavur takiplerine katılmış ve 24 Haziran 1920 de
toplayabildiği 46 efrat ile Harta'ya gelen 14 K.süvari alayı ile birlikte Harta
Boğazı'nda cephe tutmuş, Akhisar istikametinden gelen Yunanlılarla çatışmış,
üstün düşman güçleri karşısında tutunamayan süvarî alayı ile birlikte geri
çekilerek İnegöl'de bulunan 61. Fırkaya(Tümene) katılmaya karar vermiştir. Yolda
zaman zaman Yunanlılarla çatışarak giderken Bigadiç yakınlarında Balatlı'da
bulunduğu sırada (29 Haziran 1920 de) bir çoğu Harta bozgunundan sonra dağılan
müfrezesi efradından olan 29 zu Bakırlı 31 kişi gelip müfrezeye katılmışlardır.
Bunlar :
|
Gölcüklü Ramazan
Çavuş, Deli Mehmetin oğlu İbrahim ve kardeşi Mustafa ( sonradan
Saçlı Efe), Himmetoğlu Emin Çavuşun kardeşi Bayram, Hacı Hafız oğlu
Zabit Vekili (yedek subay) Hilmi Bakırlı, amcası Hacı Mustafa oğlu
Hüsnü (hastalanarak 12 Ağustos 1920 de Yenişehir'de ölmüş, askerî ve
resmî merasimle Bursa Şosesi üzerindeki kabristana gömülmüştür ) ,
Kanlının Ramazan oğlu İsmail, Yortanlızâde Muharrem oğlu Hafız Bahri
, Fişenkçioğlu Muharrem Çavuş, Yiyenin Kara Mustafa, Arifin Halil
Efenin oğlu Ahmet, Üryan Çavuşun Mehmet, Dolmancıların Ahmet Çavuşun
oğlu Süleyman, Dangalakoğlu Hüseyin Şamlıoğlu Ahmetin oğlu Hasan,
Hacı Hasanın Hacı İsmailin oğlu Ethem, Develioğlu Süleyman, Ayan
Ahmetin Hacı İbrahimin oğlu Alibey, Bıçakçıoğlu Mustafa,
Acıbademoğlu Ramazan, Milingeli Kara Halilş İlyaslarlı Delimehmet,
İlyaslarlı Kopağın Adilin oğlu Gani, Demircioğlu tekaüt Mehmetin
oğlu Ethem, Şatıroğlu Mustafa Çavuş, Karakulakoğlu İsmail,
Kahvecioğlu Süleymanın Mehmet,Kırkağaçtan Eşref Çavuş'un oğlu Alibey,
Kırkağaç'ta oturan Manisalı Şerif' ten ibaret idiler.
Bunların bir kısmı Saçlı Efe dahil 7 Temmuz'da Kütahya'ya gitmek
üzere Tavşanlı'da kalmışlar, müfrezesinin diğer kısmı da 18
Ağustos'ta Tavşanlı'ya gitmek üzere Pazarcık'ta müfrezeden
ayrılmışlardır. 61.Fırkaya katılmak üzere iki arkadaşıyla yola çıkan
Kasapoğlu, Fırka merkezi Zincirliğikuyu'ya vardığında Fırkanın iki
gün önce oradan ayrıldığını, nereye gittiklerinin bilinmediğini
öğrenince fırkayı aramak için yola koyulmuş , yolda hastalanmış
Burdur'da tedavi edildikten sonra Kırkağaç'ın düşman işgali altında
bulunuşu ve işgalciler tarafından Kuvay-ı Milliyeci olarak aranması
nedeniyle memleketine dönemeyip Antalya'ya gidip orda bir memuriyete
girmiş, 31 ekim 1922 de Kırkağaç'a dönüp eski memuriyetine devam
etmiş, terfian Malmüdürü olmuş, 19-12-1927 de isteği ile
memuriyetten ayrılıp Bakır'a dönmüştür. Bu senelerde Mücahede-i
Milliyedeki hizmetlerinden dolayı kendisine bir kıt'a kırmızı
şeritli İstiklâl Madalyası verilmiştir. Köy Muhtarı olarak köyüne
hizmet ederken hastalanmış, tedavi için gittiği İstanbul'da 12
Temmuz 1941 tarihinde vefat etmiş naâşı getirilerek Bakır
Mezarlığındaki ebedî istirahatgâhına tevdi edilmiştir.
Hüseyin Hûlki Kasapoğlu , otoriter ve fakat saygın bir kişiliğe
sahipti. Köy halkı arasındaki anlaşmazlıkların çoğunu Köyodası'nda
çözer, karakollara ve mahkemelere pek iş bırakmazdı. Köy içinde ve
dışında âşâyişi ( kamu düzenini) sağlamaktaki başarısı yörede halen
efsane şeklinde özlemle anlatılmaktadır. Milliyetçi, laik, ileri
görüşlü ve yeniliklere açıktı. Köyüne hizmet etmek için
çırpınırdı.1939 yılında birçok ilçe ve hatta ilde elektrik yokken
köye elektriğin getirilişi, çarşı içi hoparlör teşkilâtının
kuruluşu, birçok gazete yazıhanesinde daktilo makinesi yokken
Muhtarlık Odasına biri küçük iki daktilo makinesinin alınışı onun
görüş ve düşünüşleri ve ısrarlı takipleri neticesinde mümkün
olabilmiştir. Köyün güzelleştirilmesi için daha birçok plânları
vardı. Sıra köyiçi telefon teşkilâtını kurmaya gelmişti. Ne yazık ki
ömrü bu plân ve projeleri gerçekleştirmeye yetmedi.(Millî Mücadele
Anıları-Ahmet Kasapoğlu-Kültür Bakanlığı Yayınları, 1998)
Saçlı Mustafa Efe (1899 - 1980) : 1915 yılında,daha 16 yaşında iken
Bakırda manifaturacılık yapan Hristo isimli bir Rum'un dükkânına
giderek onu rovolverle öldürdükten sonra dağa çıkmış, tek başına
dolaşırken yanına gelen Gölcüklü Uzun Ramazan adlı kişiden
çeteciliğin inceliklerini öğrenmiş, birkaç çeteciyle birlikte bir
çete kurup Akhisar , Gördes, Sındırgı , Demirci, Simav yörelerinde
halka eziyet eden, tehditle ve zorbalıkla para ve mallarını gaspeden
diğer eşkıya ve çetelerle çatışarak yerli halkın hâmisi
/(koruyucusu) olmuştur.Ancak Mustafa Efe'nin 1.Dünya Savaşı
sırasında 3-4 senelik müddet zarfında nerelerde olduğu ve ne yaptığı
pek bilinmez; ancak 15 Mayıs 1919 da İzmir'in Yunanlılar tarafından
işgalinden sonra 19 Haziran 1919 da kurulan Yüzbaşı Kemal'in
(sonradan Balıkesirli Paşa) kumandası altındaki Soma cephesi'ne
Aralık 1919 da 17 arkadaşıyla birlikte katıldığı bilinmektedir.. Bu
sıralar Savaştepe'nin Urbut civarında kızanlarıyla birlikte karargâh
kuran Saçlı Mustafa Efe vur-kaç taktikleriyle düşmanı oyalamıştır.
Soma Cephesi dağıldıktan sonra geri çekilerek 29 Haziran 1920 de
Hüseyin Kasapoğlu'un Milli Müfrezesine katılmış sekiz gün sonra 7
Temmuz 1920 de Kütahya'ya gitmek üzere Tavşanlı'da kalmıştır.
Kırkağaç Soma işgal altında olduğundan Efe tekrar Akhisar Bölgesine
döner, Koldereli Sarımehmet Efenin çetesine dahil olur. Sarımehmet
Efe'nın Yunanlılarla çatışırken şehit edilmesi üzerine 180 mevcutlu
çete ikiye ayrılır; yarısı Demircili Mehmet Efeye diğer yarısı
Kolderelinin kardeşleriyle birlikte Saçlı Efe'ye katılırlar. Sonra
Efe kızanlarıyla birlikte Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Bey'in
kurduğu ve Büyük Millet Meclisi tarafından da desteklenen Akıncı
Müfrezelerinden karargâhı Akdağ'da olan 12. Akıncı Müfrezesine
katılır ve komutanı olur.Akhisar, Gördes,Demirci,Simav ve
Sındırgı,Soma yörelerinde düşmanlarla savaşırken yaralanır,
arkadaşları bir sedye ile kendisini çatışma alanına çıkarıp
Savaştepe'ye bağlı Urbut Köyüne götürürler, orada bir evde uzun süre
gizlice bitkilerden yapılan ilâçlarla tedavi edilir, bu süre
zarfinda saçlarını kesmez ve uzatır, İyileşince Saçlı Efe diye
anılmaya başlar.(Saçlı Efe'nin tanınmaması için saçlarını örüp kadın
kılığına girerek ara sıra dağlardan şehre indiği söylenmektedir ;
daha etraflı bilgiler zaten sitede mevcuttur) .
Kamalı Ahmet Efe ( 1881 – 1938 ) : Halk arasında Koca Kamalı
lâkabiyle tanınan Efe, I.Dünya Savaşı'nda 8.Fırkanın (tümenin) 23.
Alay, 2.Tabur, 6. Bölüğünde Onbaşı iken Çanakkalede, Anafartalarda,
Conk Bayırı'nda iki gün süren şiddetli savaşın ikinci gününde
sabahleyin erkenden düşman mevzilerine gizlice sokularak açıkta
duran bir makineli tüfeği kapıp getirerek Tabur Kumandanı Binbaşı
Sabri Bey'e teslim etmiş takdir almıştır. Oradan Muş Cephesi'ne
gönderilen Ahmet Efe, Kargit Boğazı'nda düşmana karşı yapılan bir
saldırıda kıtasından ayrılarak tek başına esir aldığı iki düşman
erini getir kumandanlarına teslim etmiş, bu önceki kahramanlıkları
nazara alınarak Çavuş rütbesi verilmek suretiyle onurlandırılmıştır.
Milli Mücadele'de Balıkesir ve Soma Cephelerinde hilâfet
ayaklanmalarının takip ve bastırılmasında büyük yararlıkları
görülmüştür. 30 Mart 1938 de Bakır'da vefat eden Efe, Kırkağaç'tan
gelen Belediye Bandosu eşliğinde ilçe resmî ve askerî erkânının da
iştirakiyle muhteşem bir Cenaze Merasimiyle Bakır Mezarlığı'na
defnedilmiştir.
Bakırlı Halil İbrahim Efe ( ? - ? ) : Küçük yaşında bir kaza
kurşunuyla babasının ölümüne sebep olan Halil İbrahim , Bakırlı
Mustafa Efe takma adıyla dağlara çıkmış 1293 (1877) deki Ruslarla
yapılan savaş için bayrak açarak topladığı gönüllülerle Kafkas
Cephesi'ne gitmiş, Batum – Çürüksu yöresinde gösterdiği
kahramanlıklar neticesi kendisini Osmanlı Devleti yetkililerine
affettirmiş, sonra da Akhisar'ın Yeşilkarasonya'sına bağlı Yenice
Köyü'ne yerleşip kalmıştır. Ege Bölgesinde söylene gelen aşağıdaki
türkünün bu Efe için yakıldığı söylenmektedir.
Bakırlı Efe enip te gelir, enişten
Her yanları görülmeyor gümüşten,
Bakırlım da aman hinci gelmiş cümbüşten
Haydi ülen Bakırlım da Bakırlım zeybek Bakırlım.
Bakırlımın aman çınkıştaklı maşası
Ah azil olmuş Kütahya'nın Paşası,
Bakırlımın şimdi gelmiş âsâsı
Haydi ülen Bakırlım da Bakırlım zeybek Bakırlım.
Bu Efe hakkında, 1281 (1865) doğumlu Salkoloğlu İsmail: -1302 (1886)
tarihinde muvazzaf askerliğini yaparken Kırkkilise'de 2.Alay,
1.Tabur, 4. Bölükte Hacı Efendi adındaki bir Yüzbaşı'nın kendisine
"- Sizin Bakırlı ile 93 harbinde beraberdik, bütün kumandanlar ve
asker Bakırlı'nın savlet ve kahramanlıklarına âşık olmuştuk; o ne
mübareze (savaşma,vuruşma) idi Yarabbi!...Bakırlılar hep böyle mi? "
demiş olduğunu nakletmiştir (.Necmettin Yalçın'dan).
Bakırlı Mehmet Efe (? - ?) : Akhisar'da öldürülmüştür. Bütün Ege
Bölgesinde ünlü, sözü geçen ve etkili bir Efe'dir. 1879 yılında
Türk-Rus Savaşı'na katılan 800 den fazla zeybeğin yer aldığı "Zeybek
Taburu"nu komuta etmiştir. ( www.zeybekler.net adlı siteden
alınmıştır.)
Bakırlı Kocamanoğlu (? - ? ) : Padişah II. Mahmut zamanında
Yeniçeriliğin ilgası ve Yeniçeri Ocaklarının kapatılması üzerine
vatan sathına dağılan Yeniçeri kafileleri halka işkence edip,
tehditle para , yiyecek ve mallarını gasba başlamaları karşısında
köyün korunmasını tek başına üstlenen Kocamanoğlu elindeki koca
bıçakla yol kenarına durmuş pürsilâh gelmekte olan ve köye girmeye
yeltenen Yeniçeri kafilesine (-Yolunuz bu tarafa gider ağalar!..)
diyerek İlyaslar Köyü tarafına giden yolu göstererek onları n
Bakır'a girmelerini önlemiştir. (Söylenti-N.Yalçın)
Mehmet Ali Toprak (1866 – 1940) : Yüzbaşı Kemal Bey (sonradan Kemal
Balıkesir Paşa) kurduğu Soma Cephesi'ni güçlendirme çalışmaları
sırasında 9 Haziran 1919 da Bakırlıları toplayıp bir konuşma yapmış
onları vatan savunmasına çağırmıştır. Kendisini ilk karşılayan
Mehmet Ali Toprak'ın ,Kemal Bey'in konuşmasından çok etkilenmiş ve
diğer Bakırlılardan önce ileri atılarak önerdiği "Bakır ve Havalisi
Kuvay-ı Milliye Reisliği" ni kabul etmiştir.(Kemal Bey'in Bakır'da
yaptığı konuşma aşağıdadır)
Bakır Müdafaay-ı Hukuk Reisi Veliağazâde Eminağa'dır.( Eminağa, iki
dönem Manisa Milletvekilliği yapmış olan Veli Bakırlı'nın
dedesidir.)
BAKIRIN ESKİ
OYUNLARI VE OYUNCULARI
Kalkan Oyunu :Bakır'ın en iyi ve eski kalkan oyuncularından
Bıyıklıoğlu Hafız İsmail'den nakledildiğine göre : kalkan oyunları
bilhassa düğünlerde rağbet görür, mektep çocuklarından oluşan bir
Amin Alayı arasında götürülen gelinin önünde giden kalkancılar ancak
sokak başlarında, meydan yerlerinde oğlan ve kız evlerinin
avlularında, birbirlerini taş vesaire atarak kızıştırdıktan sonra,
eski kalkan bıçaklarıyla çatışmaya başlarlar ve bu çatışma saatlerce
devam edermiş. Bugün maziye karışmış olan Keçecioğlu Emin,
Karakaşoğlu Hafız, Papoğlu Ali Efendi, Yortanlıoğlu Muharrem
tanınmış ve şöhret bulmuş kalkancılardan imiş.
Değnek Atma Oyunu:Sonraları bunun yerine düğünlerde Kırkağaç –
Akhihar Şosesinin iki tarafına dikilen 4-5 metrelik direklere ip
gerilip 10-15 santim aralıklarla bu ipe renkli kumaş ve mendiller
bağlanır ve atlara binmiş değnek atıcıları atlarını süratle sürerek
ellerindeki 70-80 cm. uzunluğundaki değnekleri evvelâ yere vurdurup
bu kumaş bağlı ipin üzerinden aşırmaya çalışırlar, aşıranlar ipteki
kumaşlardan birini kazanmış olurlardı. Ancak motorlu taşıtların
artışıyla birlikte bu oyun da kalkan oyunları gibi zamanla ortadan
kalktı. |
|
|
 |
|
|
|
 |
|
İtfaiye(Kasaba Dışı)
Tarım Kredi Koop
Bakır
Orta Okulu
Hilmi Bakırlı İ.O.1
Atatürk
İ.Ö
Çiftçi Mal. K.D.
Sağlık Ocağı
İTFAİYE
PTT
|
591 7253
591 7018
591 7285
591 7286
591 7284
591 7031
591 7283
110
591 7121
|
| |
|
|
| |
| |
|
|
| |
| |
| |
|
|